Arama Sonuçları

Elizabeth Taylor

Sanatçı bilgileri

Adı / Soyadı: Elizabeth Taylor
Ülkesi: İngiltere
Doğum Tarihi: 27-02-1932
Mesleği:
Videoları: Elizabeth Taylor Videoları

Filmografi

Angel
Taş Devri
Ve Ayna Kırıldı
Winter Kills
Mavi Kuş

Biyografi

Elizabeth Rosemond Taylor, 27 Şubat 1932’de, aslen Amerikalı olan ve sanat galericiliği yapan Francis Lenn Taylor ile Sara Viola Warmbrodt’un ikinci çocuğu olarak, Londra’nın Hampstead semtinde dünyaya geldi. Sara Sothern sahnesinde oyunculuk yapan annesi Viola, 1926’da evlendikten sonra mesleğini terk ederek, eşine yardımcı olmaya başladı. Baba Francis Taylor’un, Londra’da bir sanat galerisi satın alması üzerine, ailece Hampstead’e yerleştiler. Büyükannesi Elizabeth Mary Rosemond’un adının verildiği ünlü aktris, ailesinin kökeni nedeniyle Amerikan, aynı zamanda, İngiltere doğumlu olması nedeniyle de İngiliz vatandaşlığına sahipti. Sinema camiasının ona ithaf ettiği ismiyle Liz Taylor, hayatının ilk yedi yılını, ailesiyle birlikte Londra’da geçirdi. Taylor ailesi, II.Dünya Savaşı’nın ilk gerilimleri hissedilmeye ve İngiltere’de büyük bir huzursuzluk rüzgarı esmeye başladıktan sonra, savaştan uzaklaşmak maksadıyla, baba Francis’i sanat galerisiyle ilgili son işlerini tamamlaması için geride bırakarak, Amerika’ya geri döndü. Burada Kaliforniya eyaletinin Los Angeles şehrinde yaşamlarına devam etmeye başladılar. Francis Taylor da, Londra’daki işlerini sonuçlandırıp, vakit kaybetmeksizin ailesinin yanına geldi.Küçük Liz’in keşfedilerek, ekranlarla tanışması ise, bir aile dostları sayesinde gerçekleşti. Liz’in güzelliğinin ve yeteneğinin değerlendirilmesi gerektiği konusuna ailenin dikkatini çeken dostları, küçük Taylor’ın ekran testine katılması için öneride bulundu. Bu öneriyi ciddiye alan aile, henüz 9 yaşında olan kızlarını, test için Universal Stüdyoları’na götürdü. Sözkonusu olay, Liz’in gelecekteki hayatını kökten değiştirdi; çünkü küçük kız testi geçerek Universal’le bir sözleşme imzaladı. Liz’i beyaz perdeyle buluşturan ilk sinema filmi, 1942’de çekilen, ‘There’s One Born Every Minute’ oldu. Bu ilk ekran deneyiminde Taylor, sadece on yaşındaydı. Ancak Universal tarafından sözleşmesi feshedilince, Elizabeth Metro-Goldwyn-Mayer (M-G-M) film şirketine geçerek tek projelik bir anlaşma yaptı. Yeni şirketindeki ilk filmi, o dönem oldukça büyük beğeni toplayan ‘Lassie Come Home’ (1943) oldu. Yakaladıkları başarının ardından M-G-M, sözleşmelerini bir yıllığına uzattı. Bu süreçte küçük oyuncu, ‘The White Cliffs of Dover’ ve ‘Jane Eyre’ gibi filmlerde önemsiz rollerde yer aldı.1944’te ise, Elizabeth’in yıldızını parlatan proje geldi. 20th Century Fox tarafından finanse edilen, Clarence Brown’un filmi ‘National Velvet’ filmiyle küçük Lisa, M-G-M’in ‘küçük yıldız oyuncusu’ oldu. Mickey Rooney’yle birlikte rol aldığı bu çalışmada, Velvet Brown karakterini başarıyla canlandırdı. Filmin, 4 milyon dolarlık hasılat elde ederek rekor kırması üzerine M-G-M, küçük yıldızıyla uzun süreli yeni bir sözleşme imzaladı. Aslında Velvet Brown rolü için ilk olarak Gene Tierney düşünülmüştü; ama projenin bir süreliğine askıya alınması, Tierney’yi Fox’la sözleşme yapmaya itmişti. Bu gelişme de Liz’in kaderini değiştiren ilginç örneklerden biriydi.Filmin başarısına rağmen, iki yıl ekranlarda görünmeyen Lisa, 40’lı yıllar boyunca, ardarda başarılı projelerde rol aldı ve oyunculuk anlamında kendini geliştirme fırsatı buldu. 1947’de ‘Courage of Lassie’yle beyaz perdeye geri döndü. Bu filmi takiben, ‘Life With Father’ da, o dönemin ünlü aktör ve aktrislerinden William Powell, Irene Dunne ve ZaSu Pitts ile birlikte rol alarak, mesleğinde gelişim dönemine girdi. Yine aynı yıl, ‘Little Women’ adlı ünlü uyarlama filmde Amy rolüyle takdir topladı.Taylor’ın, bir genç kız olarak ilk romantik rolü, 1949’da Robert Taylor’la birlikte oynadığı ‘Conspirator’ ile geldi. Sanatçının oyunculuk kariyeri hızla yükselirken, özel hayatı da yavaş yavaş şekillenmeye başlıyordu. 1950’de, lise diplomasını eline aldığında, henüz 18 yaşındaydı ve milyoner Howard Hughes’la aşk yaşıyordu. Aynı yıl Howard’dan ayrılan Elizabeth, Hilton otellerinin varisi Conrad Nicky Hilton’la evlendi. Bu evlilik dünya çapında ses getirdi ve sansasyona neden oldu. Yılın sonlarına doğru, Vincente Minnelli’nin ‘Father of the Bride’ adlı filminde, Spencer Tracy karakteriyle unutulmaz rollerinden birini sergiledi. Devam filmi olan ‘Father’s Little Dividend’, ertesi yıl gösterime girdi. Yine 1951’de, George Stevens tarafından çekilen ‘A Place in the Sun’ adlı dramadaki kusursuz performansıyla, oldukça başarılı bir aktris olma yolunda ilerlediğini ispatladı. Dünyanın en güzel kadınlarından biri olarak anılan Elizabeth Taylor, artık haftada 5,000 dolardan fazla kazanan popüler bir oyuncu haline gelmişti. Tüm bunlara rağmen, ‘box office’ gibi önemli sinema otoriteleri, sanatçının 50’li yıllardaki performansını silik ve zayıf bulmaktaydı.Taylor’ın Nicky Hilton’la evliliği uzun soluklu olmadı ve ancak 9 ay sürerek 1951’in başında sona erdi. Boşanmasının üzerinden bir yıl geçtikten sonra ünlü aktris, 1952’de bu defa aktör Michael Wilding’le dünyaevine girdi. Taylor, Wilding’ten, Michael Howard ve Christopher Edward adında iki erkek çocuk dünyaya getirdi.1954 yılı, Taylor için oldukça yoğun geçti. Bu dönem boyunca birçok filmde boy gösterdi: Rhapsody, Beau Brummel, The Last Time I Saw Paris ve Elephant Walk.1956 yılına gelindiğinde, 22 yaşına basmış ve fiziksel görüntüsü oturmuş olan Elizabeth, başrolünü unutulmaz aktör James Dean’le birlikte paylaştığı, ‘Giant’ filmiyle büyük başarı yakaladı. Yine George Stevens imzası taşıyan film, Edna Ferber’in aynı adlı romanından uyarlanmıştı. Ancak, büyük bir talihsizlik sonucu, film gösterime girmeden önce bir trafik kazasında hayatını kaybeden James Dean, son beyaz perde eserini göremedi. Ertesi yıl, Taylor, Oscar Ödül Töreni’nde kendisine En İyi Kadın Oyuncu adaylığını getirecek olan ‘Raintree Country’ adlı filmde, Susanna Drake karakterini canlandırdı. Filmin eksik yönlerine rağmen, Elizabeth’in başarılı performansı adaylığa layık görüldü. Ancak ödül, ‘The Three Faces Of Eve’deki performansıyla Joanne Woodward’e gitti.1957’nin başında, Taylor – Wilding evliliğinin sona ermesinin ardından, yıldız oyuncunun Michael Todd’la birlikte olduğu haberleri yayıldı. Bunları doğrularcasına, Taylor’un evliliğinin hemen arkasından hayatlarını birleştiren çiftin mutluluğu yine kısa sürdü. Çünkü ertesi yıl Todd, trajik bir uçak kazasında hayatını kaybederek, Liz’i, dünyanın en güzel dulu ünvanıyla ve kızları Elizabeth Frances’le başbaşa bıraktı.Sanatsal başarılarının yanı sıra, özel hayatıyla da gündem malzemesi haline gelen aktrisin ünü daha çok artmaya başladı. Öyle ki, şarkıcı Eddie Fisher ve oyuncu eşi Debbie Reynolds’ın aralarının bozulmasına Taylor’ın neden olduğu ve ünlü şarkıcıyı Reynolds’un elinden aldığı yönünde patlak veren skandallar, her biri kendi dalında zaten başarılı olan bu üçlünün ününe ün kattı.Sanatçının güzelliğinin yanı sıra, fiziksel özelliklerinin de ön plana çıkarılmaya başlandığı film olan ‘Cat on a Hot Tin Roof’, 1958’de çevrildi. Maggie Pollit karakterini canlandıran Liz Taylor, filmdeki performansıyla bir kez daha En İyi Kadın Oyuncu Oscar’ına aday gösterildi. Ancak bu defa da ödülü, Susan Hayward’a kaptırdı. Ertesi yıl Tennessee Williams’ın romanından uyarlanan ‘Suddenly Last Summer’ filmindeki güçlü ve cesur oyunculuğuyla, sinema sektöründe bir çeşit hot meta haline geldi. Yine bu başarısıyla da akademi ödüllerinde aday gösterilmesine rağmen, ödülün sahibi Simone Signoret oldu. 1959’da, Taylor, bir kez daha ‘evet’ diyerek, Eddie Fisher’la hayatını birleştirdi.1960’da, M-G-M’le sözleşmesinin bitmesine az bir süre kalmasına rağmen, ‘Butterfield 8’ filminde, eşi Eddie Fisher’la başrol oynamak için şirketle anlaştı. Nihayet Butterfield 8 ile, Lisa’nın Oscar hayali gerçekleşti. Film, her ne kadar eleştirmenlerden tam not almasa da, Taylor’ın performansı etkili bulundu ve ünlü aktris, En İyi Kadın Oyuncu ödülünü almaya hak kazandı. Sonradan trafik kazasında hayatını kaybedecek olan evli bir adamla flört eden bir tele-kızı canlandırdığı bu filmle, yeteneğini taçlandıran Liz Taylor, sözleşme süresinin sona ermesiyle, M-G-M’den ayrıldı.1963’te, o zamana göre astronomik sayılabilecek bir ücretle (bir milyon dolar civarında); ‘Cleopatra’ filminde, daha sonradan beşinci evliliğini gerçekleştireceği Richard Burton’la birlikte başrol oynamayı kabul etti. Bu başarılı yapıtın ardından, Burton’la Taylor, yaşadıkları fırtınalı ve tartışmalı aşk skandalıyla gündeme geldi. Çiftin yine 1963’te birlikte çevirdiği ‘The V.I.P.’s’ filmiyle gün yüzüne çıkan ilişki, magazin medyasının o güne dek ele aldığı en tartışmalı skandallardan biriydi. Bu ilişkinin skandal olarak değerlendirilmesinin nedeni, olay ortaya çıktığında, her ikisinin de başka kişilerle evli olmasıydı. O zamanın tabloid gazeteleri Taylor’ı, ahlaksız kadın sıfatı yerine kullanılan, ‘Scarlet Woman’ şeklinde lanse etti ve bir Vatikan gazetesi, aktris hakkında ‘erotik serseri’ gibi aşağılayıcı bir ifade kullandı. Tüm bu tartışmalara rağmen Taylor, 1964’te Fisher’dan boşanarak, Burton’la hayatını birleştirdi. Elizabeth’le Fisher, bir kız çocuğu evlat edinmek için gereken işlemleri başlatmışlardı. Ancak bu olayların üzerine, Burton seçtikleri kız çocuğunu Maria Burton adıyla nüfusuna geçirdi.1966 yılına kadar birçok filmde daha boy gösteren ünlü aktrisin sergilediği performanslar, yeteneğine oranla zayıf kaldı. Ancak, 1966’daki ‘Who’s Afraid of Virginia Wolf’ filmindeki Martha rolüyle eski formuna kavuştu. Eşi Burton ve En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu ödüllü Sandy Dennis’le birlikte yer aldığı bu çalışmayla, ikinci Oscar ödülünü almaya hak kazandı.Popüler oyuncunun sonraki filmleri, ne yazık ki beklenen başarıları yakalayamadı. 1967’de Marlon Brando’yla başrolünü paylaştığı ‘Reflections in a Golden Eye’ın ardından, eşi Burton’la birlikte ‘The Comedians’ı çevirdi. Sonrasında Franco Zeffirelli’nin ‘The Taming of the Shrew’ filminde oynadı. Ancak bu yapıtların hiçbiri eleştirmenler tarafından olumlu not alamadı. 1968’deki ‘Doctor Faustus’, ‘facia’ olarak değerlendirildi ve aynı yıl çevirdiği ‘Boom!’ filminin hasılatı ise maliyetinin altında kaldı. 1969’daki ‘Secret Ceremony’ ve ‘The Only Game in Town’dan sonra, bir dönemler film başına milyon dolarlar alan ünlü aktris, yüzdeyle çalışmaya başladı.Elizabeth Taylor, sinema çalışmalarının yanı sıra, birçok televizyon projesinde de yer aldı. 1973’de eşi Richard Burton’la birlikte, ‘Divorce His – Divorce Hers’ adlı televizyon filmini yaptı. 1985’te ise, dedikodu sütunu yazarı Louella Parsons rolüyle ‘Malice in Wonderland’ TV filminde Jane Alexander’la birlikte oynadı. Sonraları, General Hospital (1981) ve All My Children (1984) gibi pembe dizilerle, North and South (1985) gibi birtakım mini TV dizilerinde yer aldı. 1992’de ise, bir televizyon animasyon serisi olan The Simpsons’da bir bölüm Maggie rolüyle oynadı; bir bölüm de aynı karakteri seslendirdi. Aynı yıl Taylor, Academy of Motion Picture Arts and Sciences kuruluşu tarafından, sosyal projelerdeki etkinliği nedeniyle, Jean Hersholt Hayırseverlik Ödülü’ne layık görüldü. Ertesi yıl ise, AFI Hayat Boyu Başarı Ödülü’nün sahibi oldu.Taylor’ın son sinema filmi, 1994’de çekilen The Flintstones oldu. 1997 yılının Şubat ayında, beyin tümörü teşhisiyle hastaneye kaldırılan ünlü aktris, başarılı bir ameliyat geçirerek sağlığına yeniden kavuştu. 1999 yılında, İngiltere Kraliçesi II.Elizabeth tarafından DBE (kadınlara verilen bir tür şövalyelik nişanı) ile ödüllendirildi. 2001’deki These Old Broads adlı televizyon filminde canlandırdığı Berly Mason karakterinden sonra herhangi bir çalışmada yer almadı.Yine 2001’de ünlü aktris, ABD Başkanı Bill Clinton’ın talebiyle Vatandaşlık Madalyası’nın sahibi oldu.1974 yılında boşanmış olmalarına rağmen, ertesi yıl Burton’la yeniden nikah tazeleyen Taylor, 1976’da bu evliliği tamamen sona erdirdi. Sonrasında, Senatör John Warner ve Larry Fortensky ile olmak üzere iki evlilik daha gerçekleştiren güzel oyuncu, bu birliktelikleri de sürdüremeyerek boşandı. 2004 yılında, konjestiyonik kalp yetmezliği olduğu açıklamasını yapan ünlü sinema sanatçısı, şu anda tekerlekli sandalye ile yaşamını sürdürüyor. Sanatçı önceki zamanlarda, 5 kez kalçasını kırmış, beyin tümörü operasyonu ve cilt kanseri geçirmiş, iki defa da hayati tehlikeye yol açabilecek zatürre nöbeti atlatmıştı. 2006’da hakkında çıkan hastalık söylentilerine açıklık getirmek için Larry King’in canlı şovuna katılan Taylor, Alzheimer hastası olduğu iddialarını yalanladı ve sağlığıyla ilgili ciddi bir sorununun olmadığını ifade etti.Elizabeth Taylor, sanatsal başarılarının yanı sıra, birçok hümanist projede de yer almaya özen gösterdi. Özellikle AIDS’le savaşma amacını güden birçok yardım kampanyasından desteğini esirgemedi. Yakın arkadaşı aktör Rock Hudson’ın ölümünden sonra, Amerikan AIDS Araştırma Fonu (amfAR) ‘nun kurulması için büyük çaba sarfetti. Sonraları ise, bu kötü hastalıkla pençeleşen insanlara maddi destek sağlamak ve bilimsel araştırmalara kaynak oluşturmak amacıyla, ‘Elizabeth Taylor Aids Fonu’ adıyla kendi kuruluşunu oluşturdu.Elizabeth Taylor, Kabala inancını hayat felsefesi olarak seçti ve Kabala Centre’ın üyesi oldu.Elizabeth Taylor’ın yaşamındaki en büyük tutkusu, dünyanın en değerli taşı olan elmastı. Özellikle Richard Burton’la evliliği döneminde, bu tutkusunu kolleksiyoner olarak devam ettiren Taylor’un sahibi olduğu iki değerli elmas çok konuşulmuştu: Bunlardan ilki, 33.19 karatlık Krupp Elması ve diğeri de 69.42 karatlık Taylor – Burton Elması’ydı ve her ikisi de Burton tarafından Taylor’a hediye edilmişti. Yıldız oyuncu, 2002’de bu ünlü mücevher kolleksiyonunu ve elmas tutkusunu anlattığı, My Love Affair with Jewelry adlı bir de kitap yazdı. 2005’e gelindiğinde ise, Jack N’ Monty Abramov of Mirabelle Luxury Concepts ile ortaklık kurarak kendine ait bir mücevher dükkanı açtı (House of Taylor Jewelry) ve yıllardır süren sevdasını ticarete dönüştürdü. Elde ettiği ticari başarının sınırlarını genişletmek maksadıyla, aynı yıl, Kathy Ireland Worldwide dizayn ve pazarlama şirketiyle ortaklık kurarak oldukça büyük bir satış hasılatı yakaladı. Bunun ardından, ‘Passion’, ‘White Diamonds’ ve ‘Black Pearls’ adını verdiği parfümleri piyasaya sürdü.Sanatçı içinde bulunduğumuz 2007 yılında, son on yılın en çok satan on parfümü sıralamasında yer alan White Diamonds’ın 15.yıldönümünü kutlamaya hazırlanıyor. Interview magazin dergisi ise, Şubat 2007 sayısını, yaşayan hiçbir efsanenin muhatabı olmadığı bir övgüyle, ünlü sanatçının hayatını, başarılı kariyerini ve yaklaşan 75. doğumgününü kutlamaya adamış bulunuyor.

Elizabeth Taylor
Ekleyen: Sinemadevri
Kategori: Sanatçılar
Eklenme Tarihi: 23 Nisan 2009
Yorum: Yorum Yok

The Falcon And The Snowman

Film bilgileri

Film ‘in Adı: The Falcon And The Snowman
Tür: Dram / Gerilim
Yönetmen: John Schlesinger, Michael Childers
Görüntü Yönetmeni: John Toll
Senaryo: Steven Zaillian, Robert Lindsey
Oyuncular: Timothy Hutton, Sean Penn, Michael Ironside, John Ratzenberger, Pat Hingle, Macon Mccalman, Art Camacho, Joyce Van Patten, Sam Ingraffia, Daniel Mcdonald, Valerie Wildman
Yapım: 1985, ABD
Yapımcı: John Schlesinger, John Daly, Michael Childers, Gabriel Katzka, Edward Teets
Muzik: Pat Metheny, Lyle Mays
Film Süresi: 2 saat, 11 dk.


Film görüntüleri ve Film fragmanı

The Falcon And The Snowman
Ekleyen: Sinemadevri
Kategori: Dans
Eklenme Tarihi: 3 Kasım 2008
Yorum: Yorum Yok

Çocuk Oyunu

Film bilgileri

Film ‘in Adı: Çocuk Oyunu
Tür: Fantastik / Gerilim / Korku / Macera
Yönetmen: Tom Holland
Görüntü Yönetmeni: Bill Butler
Senaryo: Don Mancini
Oyuncular: Brad Dourif, Catherine Hicks, Chris Sarandon, Alex Vincent, Neil Giuntoli, Ted Liss, Tyler Hard, Aaron Osborne, Raymond Oliver, Richard Baird, Alan Wilder, Juan Ramírez
Yapım: 1988, ABD
Yapımcı: David Kirschner
Muzik: Joe Renzetti
Film Süresi: 1 saat, 27 dk.
Vizyon ‘a Giriş Tarihi: 9 Kasım 1988


Film özeti
Child’s Play serisinin ilk filmi , serinin başlangıç ve en korkunç filmi olarak karşımıza çıkıyor. Tom Holland’ın yönettiği korku filmlerinin önemli örneklerinden biri olan Child’s Play , meşhur korku karakteri Chucky’nin cinayetlerini konu alıyor. Chicago’nun güney taraflarında Charles Lee Ray adlı bir seri katil , Mike Norris isimli bir dedektif tarafından vurulur. Gizlice bir oyuncak dükkanına girmeyi başaran Charles , ruhunu dükkandaki meşhur oyuncak “a good guy”lardan birine aktarır. Chucky artık en kısa zamanda ruhunu tekrar aktarabileceği canlı bir kurban bulmalıdır… Karen Barclay , 6. yaşını kutlayacak olan oğlu Andy’e çok istediği “good guy” oyuncaklarından alamadığı için üzgündür. Karen ve en yakın arkadaşı Maggie en sonunda aradıkları oyuncağı bir dükkanda bulurlar. O gece Maggie’nin Andy’e bakıcılık yapması gerekmektedir. Ama Andy ve Maggy evde yalnız değillerdir. Chucky , kendini ilk kez o gece belli eder ve korkunç olaylar başlar…


Film görüntüleri ve Film fragmanı

Çocuk Oyunu
Ekleyen: Sinemadevri
Kategori: Macera
Eklenme Tarihi: 24 Ekim 2008
Yorum: Yorum Yok

Sabrina

Film bilgileri

Film ‘in Adı: Sabrina
Tür: Komedi / Romantik
Yönetmen: Billy Wilder
Görüntü Yönetmeni: Charles Lang Jr.
Senaryo: Ernest Lehman, Billy Wilder
Oyuncular: Audrey Hepburn, John Williams, William Holden, Humphrey Bogart, Walter Hampden, Martha Hyer
Yapım: 1954, ABD
Muzik: Frederick Hollander
Film Süresi: 1 saat, 53 dk.


Film özeti
Samuel Taylor\’un oyunundan uyarlanan bu romantik komedide, unutulmaz Audrey Hepburn, Sabrina\’ya hayat veriyor. New York\’un ve aslında Amerika\’nın en zengin ailelerinden Larabee\’lerin şöforü Fairchild\’ın (John Williams) kızı olan Sabrina, küçük yaştan itibaren savurgan davetlerin gizli şahidi olarak büyümüş ve kendisine sanki hiç yaşamıyormuş gibi davranan ailenin uçarı sosyete çapkını küçük oğlu David\’e (William Holden) platonik bir aşkla bağlanmıştır.Sabrina 20 yaşına geldiğinde babası tarafından Paris\’e gönderilir. Böylece hem David saplantısından kurtulacak, hem de dünyanın en ünlü aşçı okulundan mezun olacaktır. İki yıl sonra geri döndüğünde Sabrina, yaşamı ve zevklerini öğrenmiş, çekici ve \’modaya uygun\’ bir hanımefendi olmuştur. Sabrina\’nın karşıkonulmaz zerafeti ve büyülü havası, üç kez evlenip boşanmış olan \’kadın avcısı\’ David\’i bir kaç dakika içerisinde fetheder.Oysa David\’in babası ve ailenin sayısız şirketini yöneten işkolik ağabeyi Linus (Humphrey Bogart) yeni iş planları ve bir şirket evliliği için David\’i büyük şirketlerden birinin varisi olan Elizabeth\’le (Martha Hyer) nişanlamışlardır. Bu yüzden David\’in Sabrina\’yla ilişkisi onlar için kabul edilmez bir durumdur. Linus, olayı çözmek için kendisi işe koyulur. David\’i geçici olarak \’devre dışı\’ bırakır ve Sabrina\’nın dikkatini dağıtmak için onu gezdirir ve flört eder. Tabii ki genç kadının cazibesi ve pırıltısı karşısında dikkati dağılacak olan kendisidir.


Film görüntüleri ve Film fragmanı

Sabrina
Ekleyen: Sinemadevri
Kategori: Romantik
Eklenme Tarihi: 23 Ekim 2008
Yorum: Yorum Yok
© 2015 Sinemadevri.com Tüm Hakları Saklıdır.
Mobil | SiteMap | Sitene Ekle | Seyir Defteri | Google